Kuran, İlahiler, İslami Sohbet, Dini Sohbet, İlahi

İslami Bilgilerin Bulunduğu Büyük Bir Site

Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse ?

Ağustos12

“Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse, Yalnızca birkaç günlüğüne çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı.
Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O’nu dilinden düşürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine “düşen”ler nasıl bir telaşa kapılırlar acaba?

Ancak bu şiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki…
“Biliyorum. Böylesine şerefli bir konuğa en güzel odanızı açacağınızı, Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını, Ve inandırmaya çalışacağınızı, Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı; Fakat söyleyin bana, Evinize doğru gelirken gördüğünüzde, O’nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa içeri almadan önce, aceleyle, Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp Yerine Kur’an’ı mı koyacaksınız? ”

Diyor ki…

“Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa, Kitaplığınızın raflarında tozlanmış, Hadis kitapları mı çıkaracaksınız? Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz? Yoksa telaşla ne yapayım diyerek, Sağa sola mı koşturacaksınız?”

Diyor ki…

Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla? Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız, Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle? Şimdi söyleyin açık yüreklilikle, Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte… Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, Ziyareti bitip gittiğinde?

Kabul edelim ki çok etkileyici bir sorgulama bu! İnananların kendilerini hep eksik, hep kusurlu görme (ama alttan alta da kendilerini değil de çağı suçlu çıkarma) eğilimini destekleyici mahiyette bir etkisi var.
Ve adım gibi eminim ki, bu metin şimdi Mevlit Kandili ve Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yine internette sık sık karşımıza çıkacak, e-mektup yoluyla ondan ona dolaşacaktır.

Yalnız namazında niyazında olanlara değil, belki daha çok da benim çevremden insanlara; yani az çok bu manevi iklimi soluyan ama kafası hep bulanık kalanlara ulaşacaktır.

O yüzden, belki “senin üzerine vazife değil ki” diyeceksiniz bana ama konuyla ilgili bir iki satır not düşmek istiyorum şu köşeye…

Çünkü bu gönül çalan inananları hemen etkileyen metnin ciddi sorunları var.

Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzağa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düşmanlıklar, ayr

Gönlümü dua etme ihtiyaçı ve iştiyakı

Haziran14

Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum: Read the rest of this entry »

posted under Dua Ufku | 1 Comment »

14.04.2008 Kutlu Doğum

Nisan23

posted under Dua Ufku | No Comments »

40 kere Hac sevabı alınan dua

Nisan16

İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi ba’de külli ehad, elhamdü lillahi alâ külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Yâ Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)

Elhamdü lillahi kable külli ehad = Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.

Elhamdü lillahi ba’de külli ehad = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.

Elhamdü lillahi alâ külli hâl = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim

posted under Dua Ufku | No Comments »
« Older Entries