Mayıs5

En seçkin ifadeler, kâinatın iftihar tablosu Hz. Muhammed (sas) için devşirilmiştir. Şairler, O’na (sas) olan sevgi ve saygılarını güzel kasidelerle ifade etmişlerdir. Allah Celle Celâlühü’nün “ilka” ve “ilham” etmesiyle, şairlerin ruhunda mayalanıp dillerinde mükemmel hâle gelen şiir, bu yönüyle en çok, “ekmel” ve “ecmel” olan Hazreti Muhammed Aleyhisselâtü Vesselâm’a yakışır. Kendini biraz bilen ve tanıyan her insan, Hazreti Muhammed’e (sas) yazılmış şiir karşısında yumuşamış, küçülmüş ve erimiştir. O Sultanlar Sultanı’nın karşısında nice söz sultanı, birer dilenci kesilmiş ve O’ndan (sas) şefaat dilenmiştir. Âlemler, O Zât’ın yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır. O (sas), âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Yaratılmışların en şereflisi olan insanın her yönden zirvedeki timsali olan O Zât’ı, sadece insanlar değil; taş, ağaç, hayvan gibi diğer mahlûkat da çok iyi tanımış ve O’nun peygamber olduğuna, kendilerine mahsus dilleriyle şahadet etmişlerdir. İsrailoğullarının âlim şahsiyetlerinden Abdullah ibni Selâm, O Zât’ın simasını görür görmez: “Vallahi bu simada yalan yok.” demiş ve Müslüman olmuştur. O günden bugüne milyonlarca insan, binlerce âlim, birçok devlet adamı ve edip O’nun büyük olduğunu itiraf etmiştir.
İnsanlığın övünç kaynağı O Zât, bir insandı. Ashabının arasında oturup sohbet ediyor, her insan gibi acıkıyor, acı çekiyor, Uhud’da dişi kırılıyor, Taif’te taşlanıyordu; ama O bazı hususiyetleriyle de insanlardan farklıydı. Çünkü miraçta Cebrail’i çok gerilerde bırakıyor ve Allah’ın mukaddes cemalini görüyordu. O’nun gidip gördüğü âlemleri, hiçbir insan görmemiş, kıyamete kadar da göremeyecektir. O (sas) “hatemü’l-enbiya”dır; O’ndan (sas) sonra peygamber gelmemiş ve kıyamete kadar da gelmeyecektir. Itri, meşhur na’tında Efendiler Efendisi’nin “gölgesinin yere düşmediğini” söyler. O mübarek bedenin, “tecessüm” etmiş bir nur olduğunu düşünürsek, Itri’nin bu değerlendirmesinin bir “hüsn-ü talil” olmaktan öte bir gerçek olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. O’nun gölgesi var mıydı ve yere düşer miydi bilmiyoruz; ama bildiğimiz bir şey var ki O’nun (sas) nurunun, bereketinin ve dirilten soluklarının gölgesi, sürekli ümmetinin üzerindedir.
Hazreti Muhammed Aleyhisselâtü Vesselâm, Rabb’imizi bize tarif eden küllî bir muarriftir ve kâinat kitabının en büyük âyetidir. Yeryüzü o Zât için bir mescit, Mekke bir mihrap, Medine bir minberdir. O Zât, bütün ehli imana imam ve bütün insanlığa hatip olarak gönderilmiştir. Read the rest of this entry »